📹 Bana göre kitabın ana temasını “Ölme yalvarırım ölme” cümlesi oluşturuyor. “Ölme yalvarırım ölme” çaresizliği ve hüznü etrafında şekilleniyor kitap.. Kadın emanet bir hayatı yaşıyor aslında.. Kendi hayatını değil, ablasının ölmesi ile kendisine miras kalan hayatı. Kadın aslında bütün sokaklarda, caddelerde, mekânlarda kendi bedeni ile ablasının ruhunu yürütüyor. Doğduktan iki saat sonra ölen ablasını zihninde hiçbir zaman toprak ile buluşturmamış. Gittiği, gezdiği, gördüğü, soluduğu her yere onunla birlikte gitmiş ve onu hiçbir zaman yanından ayır(a)mamış. “Zamana dair duyguların keskinleştiği anların” tamamında ablası ile iç içe geçen bir hayatın izleri var. Kitapta kendisinin hayatta olmasını, ablasının hayatta olmaması ile formüle eden bir insanın yaşamına şahitlik ediyoruz.. Yaşamak için geldiği şehri kendi hayatı ile içselleştirmiş. Tıpkı bu şehir gibi hayatını da geçmişten bağımsız düşünemiyor. Geçmişin/savaşın kalıntıları ile birlikte geleceğe tutunmaya çalış...
📹 dilsiz bir bakışın, hesapsız bir sevginin, mahcup ve mahsun bir hüznün/kederin, anahtarını kapıya emanet eden bir yüreğin, var mıdır bir gönülde yeri? ya da çoktan unutulmuş mudur, kapı eşiğinde bekleyen o eski heves? bir zamanlar içten dökülen adımlar, şimdi yankısız bir sessizliğe mi mahkum? gözlerin konuşamadığı ne varsa, yürekte yer tutar usulca.. bir mendil gibi cebinde taşırsın adı konulmamış bir vedayı.. paslanmış kilitlerde umut arar, adını unuttuğun bir sevdayı göğsünde saklarsın.. bazı sevgiler vardır, "iki kelimeye" sığan.. ne başlar, ne biter.. sadece sızar içten içe, sessiz harflerle örülür gecelere.. bazı bakışlar vardır, hiçbir dile sığmaz, lal olur bakışlar.. bazı sevgiler vardır, unutmak için değil, taşımak içindir ömür boyu.. bazı sevgiler vardır, hiçbir ayrılığa benzemez.. bazı sevgiler vardır, bir ömür gitmez.. sadece sessizce taşınır.. yaraya dönmeden ama asla iyileşmeden.. bir kapı aralığında kalmıştır belki, içeri girmemiş, a...
📹 sessiz bir mesafe de kelimelerim alabildiğine uzun kırgınlığım bir adım ötede duruyor zaman dokunsam kaçar gibi, dokunamıyorum.. bir duvar gibi örülmüş suskunluk ne sen geçebiliyorsun, ne ben yıkabiliyorum. sadece bekliyoruz, iki yabancı gibi, aynı geçmişin kıyısında.. gözlerimde asılı kalan cümleler birer birer düşüyor karanlığa, her biri eksik, her biri yarım, tıpkı biz gibi, tamamlanamadan kalan.. ılık bir rüzgar esiyor içimde senin sesini hatırlatır gibi, ama yok.. yalnızca sessizliğin sesi, yalnızca boşluk.. zihnimden süzülen anılar solgun bir fotoğraf gibi renksiz, dokunulmaz, uzak.. ve biz, o fotoğrafa bakarken bile göz göze gelemeyen iki siluetiz şimdi. belki de aşk, en çok da sustuğunda yorar insanı.. ve biz sustuk, çok uzun bir vedanın kıyısında.. Yılmaz Utuş/Lal Kelimeler
Yorumlar
Yorum Gönder